10 Nisan 2013 Çarşamba

~Selâmün Aleyküm ve Rahmetullâhi ve Berakâtühü~





Selâmün Aleyküm ve Rahmetullâhi ve Berakâtühü.....

Ben "E.E" namı diğer "Aşk-ı Züleyha" ... Bu ismi mahlas olarak kullandığımı sanırım anladınız...


"Google+da ki Aşk-ı Züleyha adlı sayfam ve blogspottaki "kalptenkalbeyol.blogger.com" adresim 02.01.2013'de talihsiz bir hata yüzünden tamamen silindi ... Paylaşımlarıma aynı isimle yeniden açtığım bu sayfadan devam edeceğim (bir kısmına başka site veya bloglarda ulaştığım eski paylaşımlarımı da buraya taşıyorum). Bi-izni Hüdâ..". diye, tekrar bildirdikten sonra;

Efendim, ben aciz kendimden birazcık bahsetmem gerekirse;
Uzak diyarlarda doğan ve yine başka uzak diyarlarda çocukluğunu geçiren, sonrada kalan ömrü hayatını Trakya'da idame ettiren bir Adem kızıyım....


Aceleci, telaşlı, biraz da panik birisiyimdir. Asla kin tutmayan ve affedici bir yapıya sahip olan, ufacık şeylerden mutlu olup, yine ufacık şeyler içinde üzülen, gözlerinde her daim akmaya hazır bir damla yaş bulunan   duygusal ve hassas kişiliği yüzünden, hayatının bazı bölümlerinde acılar çeken, kendini nasıl biliyorsa; insanları da öyle zanneden, şükürler olsun ki herkesin hakkını alacağı o günü bilen(!)ve bu yüzden dünyada kimse ile sorunu olmayan, gerektiğinde Allah'a havale eden. Cüz'i miktarda ilmi olan ve bununla amel etmek için devamlı şeytanla savaş içinde olan, huzuru âlâda vereceği cevapları düşünen ve daima günahlarını hatırlayıp tövbe edip, Mevladan umudunu kesmeyen, ümit ve korku arasında yaşayan, Allah'dan korkan, kuldan utanan, günahkâr mücrim bir kul işte! :(


Dini, milli konularda hassasiyeti olan ve sadece bunun için reelde ve sanalda yeri geldiğinde bildiklerini, yeri geldiğinde fikirlerini savunmaktan çekinmeyen, bazı hallerde sert mizaca sahip olduğu düşünülen(!) aslında yüzünden tebessümü eksilmeyen, birazcıkkk kaprisleri olan, tripi seven, e arada ıccıkta ;) naz eden, bazen alıngan, bazen de kırılgan ama yinede kırmayı beceremeyen, arada bu yüzden sinirleri zıplayan,   içinde devamlı küçük bir kız çocuğu olan, yeri geldiğinde şımarıklığına izin veren, ama yine de temkini elden bırakmayan, esprili ve neşeli tabiata sahip, hayatın tüm olumsuzluklarına karşı mutlu olmayı seven, sevdiklerini mutlu eden....İnsanları (insan gibi insan olanları) ırk-mezhep veya etnik köken, sağcı-solcu, açık-kapalı olarak, hayatının hiç bir alanında ayırmayan, ayıranlara karşıda antipatisi olan, Yaradan dan ötürü yaradılanları seven (ve anlaşıldığı üzere biraz da çenesi düşük olan) Aşk-ın Züleyha'sı 

_____________________________________________


Efendim, blog hayatımdan kısacık (inş. kısacıkkk) belirtmek isterim ki; El işlerine, yemeğe, ve güzel konulu paylaşımlara olan merakım yüzünden, 4-5 sene önce blog açıp, bu net belasına bulaştığımı, ilk blogumun el işleri, yemek (vs vs), maddi-manevi faydalı bilgilerden oluştuğunu, devamında ise, 2 buçuk sene sonunda blogumun teknik bir hata yüzünden silindiğini, bütün emeklerimin zayi olduğunu, kısa bir aradan sonra tekrar bir blog açtığımı (Aşk-ı Züleyha ismi ile) 1 sene sonunda da blogcudan kaynaklanan sorunlar yüzünden bir çok arkadaşım gibi, soluğu blogspotta aldığımı, haliyle google plus ile tanışmamın da bu sebeple olduğunu yazmadan edemedim... İlk başlarda "amaniiiinnnn, benim ne işim var orada, bir sürü tanımadığım insanın içinde " diyerek bazı blogcu arkadaşlarımın oradaki paylaşımlarını arada uzaktan hayretle izleyerek geçirdiğim 2-3 aydan sonra, blogcudan tanıdığım arkadaşımın beni (yine yine)davet etmeleri üzerine, bende kendimi pulusta paylaşım yaparken buldum. İlk başlarda "burası bana göre bir yer değil" deyip, bir iki defa paylaşımlarımı silerek uğramamaya karar versem de, sadece blog için açtığım sonrasında blogdan çok zaman harcadığım bir hale geldi (bazen faydalı, bazen de faydasız olduğunu halâ düşünsem de). Fakat şu alışkanlıklarımız varyaaa , bir de şeytanın kulağımıza fısıldamaları "sen kötü bir şey yapmıyorsun ki kızım, aaaa kendine haksızlık edip vicdan muhasebesine girme şimdi, yazık değil mi ama sanaa.. yapma lütfen bunu kendine, senin sohbetin herkese kapalı, msn adresini kimse bilmiyor ve yorum harici kimse ile konuşmuyorsun, zaten yorumlarında mecburiyetten dolayı olmuyor mu, yaptığında sadece kendi paylaşımına 2-3 yorum, bunlar günah mı, aaa sende, elâlem neler yapıyor" gibi  >:( (kör olasıca) ..


Konuya dönersek, ve yine 1 sene sonunda (yine niye tam 1 sene ki acabaaa... h/ayret bi şey) bilen zaten biliyor 3 ay öncede plustaki sayfam ve buradaki blogum tamamen silindi (hotmail adresi ile kullandığım sayfamı, gmail hesabına dönüştürmek için uğraşan arkadaşımın istemeden yaptığı bir hatası yüzünden). Yaşadığım o şoktan sonra, biraz nete ara verip, sonra tekrar yeni bir hesap açmaya karar verdim. Çok mu elzem? yok değil.. Kesinlikle değil !.... Ama boş vakitlerde nette zaman geçirmeye başlayan ve buna ister istemez alışan (!), insanlar ile bildiklerimi, çoğu zamanda yeni öğrendiklerimi paylaşan, içi dışı bir olan, bu yüzden gören ve görmeyenler tarafından sevilen ve bunu hisseden biri olarak, yine burası bir şekilde beni çekti.. Sonumuz hayrolsun inşaallâh.


İlk defa kendimle ilgili bu kadar uzun yazı yazdığımı da belirtmek istiyorum... İlk ve son olur inşaallah... Blogumun ve google+ sayfamın niye silindiğini hala soranlar oluyor, benim herkese tek tek anlatacak vaktim yok maalesef... Hiç kimseyi silmedim listemden (sayfam silindiği için herkes haliyle silindi) tekrar arkadaşlarımı ekliyorum .... Bu yazıyı da bunun için yazdım, özellikle "BLOGCU ARKLADAŞLARIMI" senelerdir tanıdığım (ama özel olarak hiç görüşmediğim halde, beni sevenleri ve benimde kendilerini sevdiğimi bilen arkadaşlarımı) bu yeni blogumdan tekrar izlemeye alıyorum. Siz de beni tekrar listenize alırsanız, ne mutlu bana ..

Selâm ve Dua ile... Fi Emanillâh..


1 yorum:

  1. Baktım..

    Gördüm..

    Bildim..

    Daldım..

    Anladım..

    Efendim...

    YanıtlaSil