8 Ocak 2014 Çarşamba

~ Hasta Değil Susuzsunuz! ~




Bunları Biliyor muydunuz?

Bir çok hastalığın ana sebebini anlamak için, lütfen aşağıda aktarılan bilgileri dikkatlice ve özenle okuyalım, sevdiklerimizle paylaşalım.

Vücut su kıtlığı çektiğinde kandaki suyu kullanırsa, yüksek tansiyon hastalığına yakalanırız.

Vücut su kıtlığı çektiğinde omurlardaki suyu kullanırsa, bel ve boyun fıtığı hastalığına yakalanırız.

Vücut su kıtlığı çektiğinde kemiklerdeki suyu kullanırsa, gut - atrit gibi romatizmal hastalıklara yakalanırız.

Vücut su kıtlığı çektiğinde akciğerdeki suyu kullanırsa, astım hastalığına yakalanırız.

Vücut su kıtlığı çektiğinde pankreastaki suyu kullanırsa, şeker hastalığına yakalanırız.

Vücut su kıtlığı çektiğinde midedeki suyu kullanırsa, ülser hastalığına yakalanırız.

Bağırsaklarda su eksilirse, kabızlık meydana gelir ve kolon kanseri olma tehlikesi yaşarız.

Hücrenin su eksikliği çok artarsa, beynimiz hücreye oksijen göndermeyi keser. Oksijen kesilmesi sonucunda da hücre kanserleşme sürecine girer !!!...


Hasta olmamak için vücüdumuzu susuz bırakmamalıyız. Alkali - Canlı su içmeliyiz. Alkali ve canlı olmayan sular ne kadar çok içilse de vücut yine susuz kalmaktadır !!!... Çağımızın en büyük problemi ; içilen ölü sulardır !!!

Hasta değil susuzsunuz -
Dr F. Batmanghelidj

2 Ocak 2014 Perşembe

~ Domuz Her Pisliği Yer ~ (Mehmed Şevket Eygi)



DOMUZU domuz yapan nedir?.. Domuz, Kur’ana göre pistir, necistir, adı üstünde domuzdur.
Domuz bulduğu her türlü pisliği, bu arada insan pisliğini iştahla yer.
İslam Şeriati domuzun etini, derisini, domuzdan çıkartılan jelatini, ilaçları ve diğer bütün domuzlu maddeleri haram kılmıştır.


Ülkemizde büyük sayıda domuz çiftliği vardır.
Bu domuzlar halkımıza dana eti olarak yedirilmektedir.
Artık bazı marketlerde açıkça domuz eti ve kıyması satılmaktadır. Lüks otellerde domuz pirzolası satılmaktadır. Bu otellerin ızgaralarında domuz eti ile sığır eti birlikte, yan yana, yağı ve suyu birbirine karışarak pişirilmektedir. Bazı Müslümanlar böyle otellerde lüks ve israflı iftar ziyafetleri vermektedir. Bu ziyafetlerde domuz yiyen papazlar ve patrikler de bulunmaktadır.


Hz. İsa efendimiz (Selam olsun ona) kesinlikle domuz yememiştir.
Pakistanda zuhur etmiş, sapık fikirleri yüzünden ülkesinden kovulmuş bozuğun bozuğu bir ilahiyatçı, Kur’andaki üç yüz küsur kesin ayetin hükümlerinin bugün geçerli olmadığı iddia etmektedir. Acaba domuz yasağı da mı bu tarihsel hükümler içindedir?
Siyasî iktidar her nedense, Müslüman halka domuz eti, domuz yağı, domuzlu ilaç tükettirme işini kökünden kesip halletmemektedir.
Birkaç ayda veya yılda bir kere, bir firmaya, otele (hamamın namusunu kurtarmak kabilinden) baskın yapılmakta, sonra mesele eski halinde, eski hamam eski tas bırakılmaktadır.


Evet tekrar ediyorum:
İlaçlarda domuz vardır.
Şekercilik, pastacılıkta domuzlu maddeler kullanılmaktadır.
Bazı sucuklara, salamlara, sosislere, kıymalara domuz karıştırıldığına dair yoğun rivayetler vardır.
Bunca domuz çiftliğinde yetiştirilip piyasaya dana eti olarak sürülen domuz etleri…
Domuz derisinden yapılan ayakkabılar ve deri eşya.
Domuz domuz domuz.
Haram haram haram.
Domuz etini ve domuzlu malzemeleri yiyenler, istemeseler ve farkında olmasalar bile domuzun tesirinde kalıyor.
Domuz yiyenler domuzlaşıyor.
Domuzlu insülin ilaçları.
Domuzlu mide ilaçları.
Domuzlu pastalar ve şekerlemeler.
Domuzlar.
Domuzcular.
Domuzlaşanlar.
Maddî menfaat ve para için her haltı yiyenler.
İnsan pisliği yiyen domuzların etlerinde kekremsi bir tad oluyormuş!


Mehmed Şevket Eygi /Aralık 14, 2013



29 Aralık 2013 Pazar

"Yabancı Ruhlar"




Sevgide, sohbette, arkadaşlıkta insanın en çok aradığı ve beklediği şey samimiyet ve dürüstlüktür.. Samimiyetsizlik ise muhakkak kendini her zaman belli eder...

Bir hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor: “Ruhlar, değişik sınıflara göre dizilmiş ordular gibidir. Ruhlar aleminde birbirleri ile tanışanlar (ortak özellikler taşıyanlar), dünyada kolayca tanışıp kaynaşırlar. Orada birbirlerine yabancı olanlar, burada da zıtlaşıp dururlar.”

~ Buharî, Müslim, Ebu Davud ~


Demek ki bazıları ile daha Alem-i Ervah'ta başlamış yabancılığımız! Ne desek boş... Bunu yazmadan edemedim bu akşam....

(iyi ki varsın blogcan)


27 Aralık 2013 Cuma

İLAHİ- YAN DERDİNE DELİ GÖNÜL (Zafer Hoca)





~ DELİ GÖNÜL ~

Para puldur gelir geçer
Yan derdine deli gönül
Bir gün olur halin beter
Yan derdine deli gönül

Musallaya konduğunda
Cemaat saf durduğunda
Hoca seni sorduğunda
El ne söyler deli gönül

Omuzlara kaltığında
Kara yerde yattığında
Seven toprak attığında
Gel de dur de deli gönül

Kara yerde yalnız kaldın
Kime verdin kimden aldın
Kazandın mı kimden çaldın
Gel de söyle deli gönül


Cenab-ı Mevla Dini mübin-i İslam'a hizmet eden tüm hocalarımızın hizmetlerini makbul kılsın, gayretlerini arttırsın inşaallah... Vakti şerif Cuma, ahir ve akibet hayrola.....



10 Aralık 2013 Salı

Portakal Kabuğu ve Zeytinyağı İle Doğal, Aromatik, Mum ve Mumluk



Çocukluğumuzdan kalan bir hatıra; sobanın üzerine konan portakal kabuklarından çıkan yanık portakal kokusu :)

Yapılışı: Portakalı ikiye kesip içini çıkartıyoruz. Üst kabuğun tamamını temizliyoruz, kabuğun üzerine bıçakla şekiller çizebilirsiniz (üst kabuğu kapatınca ateşin sönmemesi için 5-10 delik açmak gerekli). Alttaki kabuğun beyaz çıkıntısını fitil niyetine kesmeden bırakıyoruz. Alt kabuğa şekildeki gibi zeytinyağı dolduruyoruz ve fitili de iyice yağlıyoruz (hatta yağ ile ovuyoruz). Alt ve üst kabuğun dışına karanfiller saplayıp denerseniz; yayılan rayiha sizi daha da mest edecektir...

Paylaştığım foto bana ait değil, ama bizzat denendi, test edildi. Sonuç; Mükemmel!...

ÇOCUKLAR YANLARINDA BÜYÜKLERİ OLMADAN LÜTFEN, AMA LÜTFEN DENEMEYE KALKIŞMASINLAR!!!...